İflas Etmenin Hissettirdikleri
Selamlar,
Bir şahsın batması ile ülkenin ekonomisinin batması arasında benzerlik var mı?
Bu soruyu yanıtlamak için önce kendime dönmeli ve nasıl bir duruma düştüğümü analiz etmeliyim.
Bundan yaklaşık beş yıl önce çok güzel battım. Krediler, kredi kartları patladı ve ticari hayatım sona erdi.
İşte tam bu noktada canımı yakan beş parasız kalmam değildi. Rahatça battığımı söylemiştim.
Şimdi anlıyorum ki esas beni üzen, öfkelendiren ve strese sokan yaşadığım başaramamanın getirdiği hayalkırıklığı idi.
Hiçbir şeyi iyi yönetememiştim. Planlı iflas edemedim. Süreci mantık çerçevesinde değerlendiremedim en azından battığımda kendime hareket alanı yaratabilecek imkanları yaratabilirdim.
Tabi ki hayat devam etti ve başka şekilde gelir elde etmenin yolunu buldum.
Şimdi bu duygusal yazımı ekonomiye uyarlayayım.
Önce ülkenin içinde bulunduğu ekonomik darboğaz : cari açık, enflasyon ve işsizliğin yüksek olması paranın piyasada dönmemesi aynı ticaretimin bitmesi ve kredilerin patlamasına denk.
Ekonomideki bu kötü durum görünürde iken gerçeklerin saklanması ve tam tersi bir algı yaratılmak istenmesi sonucu batışa doğru yola koyulmak demek. Benimde yaptığım buydu. Batacağımı bile bile lades dedim.
Süreci yönetenler şu an yönetemiyorlar. Bu ekonomik durum sonucunda elbet döviz cephesinde bir devalüasyon, zamanı belli olmamakla beraber kesindir.
Hayatın doğal akışında bu vardır. Her baskılama bulduğu en ufak noktadan patlar.
Her patlama bir rahatlama getirir.
Önemli olan, bu şoktan sonra elde kalanlarla doğru şekilde yönetilebilecek miyiz?
Gelecek bu sorunun cevabında saklı.
Aslında bu sorunun cevabını ' Türkiye yapısal refom yapabilir mi?' yazımda verdim zannediyorum.
Kişinin batması sonucu hayatını sona erdirmek bir seçenek olsa da, ülke ekonomisinde böyle bir olasılık yoktur.
Aynı zamanda ekonomi de hayalkırıklığına da yer verilmez.
Seve seve bu ekonominin içinde yaşam sürmek zorunda kalacağız.
Sağlıcakla kalın.
Yorumlar
Yorum Gönder