Alım Gücünü Korumak
Günümüzde ve daha önceden beri kişiler, kurumlar, devletler ve büyük sermaye birikimine sahip insanlar finansal gücünü korumak istemişlerdir.
Bu doğal bir davranış biçimidir. Hayatın olağan akışına uygundur.
Yani servetlerinin değerini ve paralarının alım gücünü aynı veya daha fazla bir düzeyde tutmak için bir varlığa yatırım yapmışlardır.
Bu yatırımlar dünya ekonomisi çerçevesinde, tüm insanların değerleneceğini düşündüğü varlıklara yönelmesi algısı ile olur.
Bu sürü psikolojisi her dönemde geçerlidir.
Örneğin, şu yaşadığımız pandemi döneminde insanlar kıymetli madenlere yönelmişlerdir.
Paralarını hisse senedi, tahvil, emlak vb. varlıklardan çekip, altın, gümüş gibi varlıklara yönlendirdiler.
Kurumsal anlamda büyük fonlar ve yatırımcılar bunun öncülüğünü yaptıktan sonra elbette genel nüfusa yayıldı.
Şimdi buradaki esas soru şu;
Bu dönemde parayı kıymetli madenlere yönlendiren azınlık varlıklı kesim ne zaman bu varlıklardan çıkış yapacak?
Bu çıkış sürecinin net olan bazı nitelikleri vardır, hep olmuştur :
1) Ellerindeki bu varlıklardan azınlık varlıklı kesimin önceden hedeflediği orana ulaştığı an mevcut varlıklardan çıkış başlayacaktır.
Mesela, altın onsu 2500 usd olunca tamam denip iş nihayete erebilir.
Bu kesim çıkış yaparken, diğer sıradan yatırımcılar yani bizler fiyatın daha da yukarı gidecek umuduyla alımları arttırırlar. Ve birden büyük bir düşüş gerçekleşir.
2) Bu çıkış ansızın ve hiç beklenmeyen bir zamanda olur. Çünkü bizim gibi koyunları uyandırmazlar.
3) Hemen başka bir varlığa yatırım başlar algı o varlığa döner.
Mesela altından çıkış akabinde bir bakmışsınız petrol fiyatı uçmaya başlamış. Dünya üzerinde bir yerlerde bombalar patlamış petrol kuyuları yanmaya başlamış olabilir.
Özetle,
Pandemi bile, belki altın veya altına dayalı varlıklara yatırımını yapmış bir gücün planlı bir aksiyonu olabilir.
Kim bilir?
Biz küçük yatırımcılar trene her zaman sonradan atlarız.
Varacağımız istasyona varmadan kaza yapmamız daha olasıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder